6 Ağustos 2011 Cumartesi

Erimeyen kemiklerdeki mucize



Canlılar uzun süre kemiklerini yani ayaklarını veya ellerini kullanmazlarsa bu uzuvlarda erime meydana gelir. Normal koşullarda bu durumun kış uykusuna yatan canlılarda da meydana gelmesi gerekir. Ancak siyah ayılar üzerinde yapılan bir araştırma, bu canlıları aylar süren kış uykularında kemik dejenerasyonuna karşı koruyan bir sistemin varlığını ortaya çıkardı.
Bu çalışma aynı zamanda, fiziksel aktivite eksikliği durumunda hızla kemik hücresi kaybı yaşayan insanların tedavisinde yeni yöntemler için ilham kaynağı oluşturdu.

Kutup ayıları dondurucu sularda uzun süre nasıl yüzerler?



Sizin yaratılışınızda ve türetip-yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır. (Casiye Suresi, 4)

Gerçek şu ki, göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır; diriltir ve öldürür. Sizin Allah'tan başka veliniz ve yardımcınız yoktur. (Tevbe Suresi, 116)
Allah, bazı hayvanlara şaşırtıcı yetenekler, dayanıklılık, üstün ve mucizevî özellikler vermiştir. İnsanı ise hayvanlarla kıyaslandığında çok aciz olarak yaratmıştır. Allah'ın ilhamıyla hareket eden bu canlılar, kusursuz yaratılış ve merhamet örnekleri göstermektedirler. Kutup ayıları da bu hayvanlara bir örnektir.

Bize daima geri dönen su



Hayatımızın en önemli ihtiyaçlarından biri olan suyun oluşabilmesi için hidrojen ve oksijen atomlarının çarpışmaları gerekmektedir. Yeryüzü, bu çarpışmaya olanak verecek ısı ve enerji seviyesine sahip değildir. Ancak su, Dünya’nın oluşumu sırasında bir defaya mahsus olarak meydana gelmiştir ve aynı su, arınmış hali ile bize sürekli olarak sunulmaktadır.Allah insana birçok konuda bilgi ve imkan vermiştir. Örneğin günümüzdeki teknoloji sayesinde, pek çok şeyin oluşumu laboratuvar ortamında izlenebilir. Ancak öyle temel olaylar vardır ki, bunların oluşumunu insanlar ne laboratuvarlarda izleyebilir, ne de bunu sağlayabilirler. Bu büyük nimet, dünyanın büyük bir kısmını kaplayan ve en temel ihtiyaçlarımızdan biri olan "su"dur. Su, Dünya'nın oluşumu sırasında bir defaya mahsus olarak oluşmuş, ardından oluşum devresi son bulmuştur.

''Akıl beğenme hastalığı''ndan kurtulmanın yolları...



Çoğu insanın farkında olmadan yakalandığı, adı konulmamış çok önemli bir hastalık türü vardır: Bu, insanın, “aklını aşırı derecede beğenmesi ve dünyada herşeyden, herkesten çok kendi aklına güvenir hale gelmesi”dir. 

Böyle bir insan, çevresindeki her olayı çok iyi kavradığını, her insanı çok iyi tanıdığını zanneder. Her konuda olabilecek en doğru analizleri kendisinin yaptığına inanır. Herkes hakkında kendine göre belirli teşhisleri vardır. Ve bunların olabilecek en isabetli teşhisler olduğundan kesin emindir. Kim ne derse desin, olaylara ve insanlara başka bir bakış açısından bakabilmesi mümkün olmaz. Böyle bir aşamada, bir konuda o kişiye ne açık deliller sunulması ne de mantıklı açıklamalar yapılması fayda vermez. Bu kişi sadece kendi bildiğine inanır, kendi bildiği gibi düşünür ve kendi bildiğini uygular. 

Cennet Nimetlerini Tefekkür Etmek



Cennet, geçici olan dünya hayatında yapılan salih amellerin, Allah (cc)'tan korkmanın, Allah (cc)'ın rızasını kazanmanın karşılığında Rabbimiz'in kullarına olan bir lütfu ve rahmetidir. Allah (cc) Kuran'da bu vaadini insanlara şöyle bildirmektedir: 

"İman edip salih amellerde bulunanlar, Biz onları altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokacağız. Bu, Allah'ın gerçek olan vaadidir. Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır?" (Nisa Suresi, 122) 

Müslüman sakin olmaz: Gece gündüz canlı ve heyecanlıdır



İnkar edenlerin hayatlarının en önemli ideali 'dünya hayatından en iyi şekilde istifade edebilmek'tir. Buna dair az da olsa bir şeyler elde edebildiklerinde, bununla yetenir ve mutlu olurlar. Sonrasında ise bu ellerindekilere de kısa sürede alışır; sakin, monoton ve tekdüze bir hayat içerisinde elde ettikleri bu imkanları kullanmaya çalışırlar.Ama hiçbir zaman için hayatlarına anlam katacak; bitmek tükenmek bilmeyen bir enerji, canlılık ve heyecan duyacakları yüksek bir idealleri olmaz.Müslümanların durumu ise inkar edenlerden çok keskin farklılıklarla ayrılmıştır. Mümin Allah'a iman etmenin, hayatının her anında imanın delillerini görmenin, Kuran ahlakını yaşamanın ve başkalarına da yaşatma arzusunun, hayırlarda yarışmanın, inkar edenlere, münafıklara karşı fikri zeminde imani bir mücadele vermenin, cehennemden sakınıp cenneti kazanabilme çabasının yüksek heyecanını yaşarlar.

Mümin olmanın rahmeti



Allah'ın bir insana iman nasip etmesi ve kişinin bütün hayatını Allah'ın rızasına uygun bir şekilde yaşama gayreti içinde olması, Allah'ın bir insana verdiği en büyük nimetlerden biridir. Dünyadaki bütün insanlar doğarlar, yaşarlar ve ölürler. Bu durum, binlerce yıldır süregelmektedir. Bu süreç içerisinde bazı insanlar hayatlarının tamamını Allah'a iman ederek, Allah'ın rızasını, rahmetini, cennetini kazanmaya çabalayarak geçirirken, bazı insanlar da dünyanın boş aldanışlarına, şeytanın kışkırtmalarına uyum sağlayarak Allah'ın rızasından tamamen uzak bir hayat yaşarlar. İlk bakışta bu insanların çoğunluğunun benzer hayatlar yaşıyor olmaları iman etmeyenleri aldatmaktadır.Nihayetinde herkes yemek yemekte, uyumakta, işe gitmekte, para kazanıp bir yaşam sürmektedir. Halbuki Allah'a iman etmeyenlerin ömürleri boyunca kavrayamayacakları bir gerçek vardır; Allah'a iman etmenin inananlar üzerinde oluşturduğu güzellikler.İman eden bir insan dünyadaki diğer insanlar gibi yemek yese de, işe gidip, çalışıp para kazansa, araba kullansa, otobüse trene binse de, esasında tüm bu hareketleri yaparken Allah'a iman etmenin, Allah'tan korkarak ve vicdanını kullanarak yaşamanın rahmetini yaşamaktadır.